DİDİM TARİHÇESİ

DiDiM, doğuda Muğla il sınırı ve Akbük Körfezi, batıda ve güneyde Ege Denizi,
kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir, yüzölçümü 300 km2 civarındadır.
Osmanlı imparatorluğu zamanında varlığını "yeronda - yoran" ismi ile sürdürmüstür. 1955 depreminden sonra
önceleri halk arasinda "HiSAR" olarak da adlandırılan YORAN devlet tarafından yaptırılan afet evlerine taşındıktan
sonra "YENiHiSAR" adını almıştır. Sonrasında isim benzerliğine meyil vermemek için dünya üzerinde sadece bir yerde
blunan ve kök olarak "DIDYMAION"'dan gelen "DIDIM" olarak yenilemiştir.
Mavi bayraklı Altinkum plajının duyulmasıyla birlikte cennetten çalıntı bu çamlarla kaplı sayfiye yerine büyük tur
operatörlerinin turist getirmeye başlaması ile henüz keşfedilmeye başlanan Altınkum'da turizme yönelik yatırımlarının
artmasına yol açmıştır.

Didim, bulunduğu konum nedeniyle tarihte iz bırakan uygarlıklara tanıklık etmiş ve jeopolitik açıdan önemli bir
yerdir. Batı dünyası her ne kadar uygarlıkların Yunan kaynaklı olduğunu söylese de, Anadolu toprakları dışarıdan
gelen tüm uygarlıkları kendi kültür potasında eriterek, kendine özgü yeni uygarlıklar yaratmaya devam etmiştir.
İlkçağda, kehanette bulunma ve olayları önceden görme yetisinin, kökeni Hititler'e kadar inen bir Anadolu Tanrısı
olan Zeus ve Leto'nun oğlu güneş, ışık, müzik ve kehanet tanrısı Apollon tarafından insanlara verildiğine inanılırdı.
nadolu'nun birçok yerinde, bu tanrıya adanmış tapınaklar bulunur ve buralardaki rahiplerle rahibeler, tanrıya aracılık
ederek, kendilerine danışmaya gelenlere, gelecekten haber verirlerdi.

 

Efsaneye göre; Tanrı Apollon bir gün, Didim yöresinde çobanlık yapan Brankhos'a rastladı. Ondan çok hoşlandı ve ona
biliciligin (kehanetin) sırlarını öğretti. Çoban Brankhos, bugün Apollon Tapınağı'nın yerinde bulunan defne ormanı
ve su kaynağının yanında, Apollon adına ilk tapınağı kurdu.
Zaman içinde Brankhos soyundan gelenler "Brankhidler" olarak anıldılar ve çok uzun süre Apollon Tapınağı'nın
yöneticiliğini yaptılar.

"Didyma", "Brankhidai" (Brankhidler ülkesi) olarak da adlandırılmaktadır.
Bilicilik o zamanlar Krallardan, en fakir köylülere kadar, bütün insanların başvurduğu bir kaynaktı.
Lidya Kralı Kroisos da (Karun), Pers ülkesine saldırmadan önce bilicilere başvurmustu. Ancak kendince
bir kurnazlıik yaparak; dönemin bütün ünlü kehanet merkezlerine elçiler göndermiş ve rahiplerden, kralın
o anda ne yapmakta olduğunu bilmelerini istemişti. Dogru cevap, yalnızca Delphoi Apollon'undan gelmisti.
Kroisos da, Perslerle girişecegi savaş öncesinde Delphoi rahibine danışmayı seçmişti. Ancak biliciler,
anlaşılması güç ifadeler kullanır ve açık bir yanıt vermekten daima kaçınırdi. Kroisos da, Pers Krallığı'na
yapacağı saldırı sonunda, büyük bir imparatorluğun yıkılacağı yanıtını alınca, hevesle sefere girişti.
Ancak sonunda yıkılan, Lidya Krallığı oldu.


Rasyonel Düsünce
Rasyonel düşüncenin ilk filizlerini verdiği Milet topraklarında, antikçağın en saygın dini kurumlarından biri olan
kâhinliğin (bilicilik) bu kadar güçlü olması da, ilginç bir tezattır. Kutsal Didim'in ilk dönemi, Perslerin Milet'i
ele geçirmesi ve tapınağı yakıp yıkmasıyla son bulur. Ancak İskender'in gelişiyle beraber yeniden bir canlanma yaşanır
ve İskender'in komutanlarından Seleukos'un emriyle, İÖ 300 dolaylarında bugün kalıntılarını gördüğümüz tapınağın
inşaasına başlanır."Didyma" sözcügü "IKIZ KARDES" anlamına gelir. Tanrı Apollon, Tanrıça Artemis'in ikiz kardeşidir.
Artemis adına Efes'te, dünyanın yedinci harikası kabul edilen "Artemis Tapınağı" vardır. Milet-Apollon Tapınağı arasında
uzanan "KUTSAL YOL" sonunda "Artemis Kutsal Alanı" bulunmaktadır.


M.Ö. 7. ve 6. yüzyilda Apollon tapınağınin ünü çok yaygındı. Mabed, Antik dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biriydi.
M.Ö. 6. yy.'da Milet ve Didim arasinda "KUTSAL YOL" yapılmış, Apollon'un tunç heykeli Mabed'e hediye edilmiştir.
Milet sikkelerinde bu heykel yer almaktadir. Apollon tapınağının yapımı M.Ö. 8. yy.'a kadar iner. İyon nizamindaki
bu tapınak, 35x85 m. ölçülerinde olup, M.Ö. 494 yılında "LADE DENIZ SAVAŞI"ndan sonra Persler tarafından yağmalanarak,
Tanrı Apollon'un "Kanakhos" tarafından tapılan tunç heykeli "Ekbatana"ya (IRAN) götürülmüştür. Tahrip edilen tapınağın
yerine, Hellenistik dönemde "Büyük İskender"in katkısıiyla daha büyüğü yapılmaya başlanıldı.
Eserin mimarları, "Milet'li Daphnis" ile "Efes'li Paionios"tur.Paionios, Efes'teki Artemis Tapinağı'nın da mimaridir.
Tapınağın yapımına yardım eden Suriye Kralı"Selevkos", Ekbatana'ya götürülen Apollon heykelini geri getirtmiştir.
Yeni yapılan ve bugün gördügümüz tapınağın ölçüleri yaklaşık 109x51 m.dir.


Savaşlar ve yağmalarla duraklayan tapınak inşaatı, yüzlerce yıl devam eder ve sonuçta hiçbir zaman tamamlanamaz.
Tapınak inşaatında çalışanlara yapılacak ödemeler ile ilgili olarak, tapınak duvarları üzerine kazılan işaretleri
bugün bile seçmek mümkün.
Arkeolog George Bean'e göre, daha sonra bu isaretlerin temizlenmesi düşünülmüs, fakat tapınağın son rötuşlari
hiç bir zaman yapılamamıstır.
Bazı Kaynaklar: "Apollo Tapınağı bitirilebilmiş olsaydı dünyanın yedi harikasından biri olabilirdi" der.

AKBÜK

Didim'den 20km uzaklıkta bulunan Akbük muhteşem doğası ve güzel sahilleri ile tam bir tatil mekanı. didim'de pek görmeye alışık olmadığımız yeşil alanlar ve ağaçlıklar Akbük'de bolca var. Denize girmek için birbirinden güzel ve yeşil onlarca koy bulabilirsiniz. Bütün bu güzelliğin yanında ne yazık ki çarpık kentleşmeden en çok Akbük nasibini almıştır. Her yer, adeta yer gök site olmuş durumda. Bu sitelerden çoğu bakımsız, terkedilmiş, bazılarının ise inşaatı bile yarıda kalmış. Akbük iki ana kısımdan oluşmaktadır. didim'den gelirken karşımıza ilk olarak oteller bölgesi çıkar. Bu bölgede 5 yıldızlı otelinden pansiyonuna kadar bütçenize uygun her türlü oteli bulmanız mümkün. Oteller bölgesinden Akbük merkezine kadar olan kısımda sağ tarafınızda deniz, sol tarafınızda ise siteler size eşlik eder. Akbük merkezinde ise yine sahiller, eğlence mekanları sizi beklemektedir. Akbük'de 1922'ye kadar Rumlar yaşamış, 1922'de Rumların gitmesiyle beraber bölgeye doğu illlerimizden 20 - 25 hanelik bir yerleştirme yapılmıştır.